Çekirdek İnançlar ve Kilo Verme

Çekirdek İnançlar ve Kilo Verme
Yıllardır her yeni çıkan diyeti denemiş üstelik de düzenli olarak spor yapan bir danışanım “Eskiden ne güzel inceciktim. Şimdiyse, su içsem yarıyor, bıktım artık büyük beden mağazalarından alışveriş etmekten. Tamam! XXS beden olma beklentim yok ama hiç olmazsa 38’e sığayım.” diye yakınmıştı benimle çalışmaya ilk başladığında.

İlk önce nerelerde kaçaklar olduğunu saptamaya çalıştık birlikte. Yemeğin tuzuna bakmak için üç beş kaşık ‘götürüyor’ muydu? Her buzdolabını açtığında ağzına bir şeyler mi atıyordu? Çantası, çekmecesi abur cubur mu doluydu? Kızartma ya da sarmanın yarısı pişirme esnasında danışanımın midesiyle tanışmış mı oluyordu? 


Dr. Öz’ün tavsiyelerini abartıp avuç avuç ceviz fındık mı yiyordu? Her gece bir iki kadeh içki mi içiyordu? Cumartesi, pazar “Bugün off’um arkadaş!” deyip brunch’ları Roma sofrası haline mi getiriyordu?

Yok! Bunların hiçbiri olmuyordu. Yaptığı diyetlere harfiyen uyuyor bir miktar gerçekten de zayıflıyordu ancak devam diyetine geçtiği anda – tüm kurallara uyduğu halde – hızla kilo almaya başlıyordu. Son bir umut merkezimize başvurmuştu.

Yaptığımız çalışmalar sırasında, çekirdek inançlarını araştırmaya başladığımızda şöyle bir durum ortaya çıktı: Bu hanımın annesi çalışan bir kadındı ve ona halası bakmıştı. Hala, hoşsohbet, çevresinde son derece sevilen ve saygı duyulan bir kadınmış. Danışanım da halasına benzetiliyormuş zaten. Bütün komşuları her sabah, sabah kahvesi için halanın evine gelir, kahve içme seremonisi çay, kek, börek ve çörekler ile devam edermiş. Danışanım ise zayıf bir çocukmuş ve gerek halası gerekse komşu teyzeler tombul hanımlar olup sürekli olarak onlardan “Bir dirhem et bin ayıp örter, kadın dediğin biraz etli butlu olmalı.” laflarını duyarmış. İlk çıktığı erkek arkadaşı da onu çok zayıf olmakla eleştirirmiş. Hatta bir keresinde, “düz popolu” ve “tahta göğüslü” dediğini hatırlıyor erkek arkadaşının kendisi için. Ayrıldıktan kısa bir süre sonra erkek arkadaşı, poposu büyük bir başka kız ile çıkmaya başlamış sonrasında da evlenmiş o kızla.

Bu örnekte, çekirdek inancın küçük yaşta ortaya çıkması, sonrasında da bir deneyimle beslenmesi ve kemikleşmesine tanık oluyoruz. Bu çekirdek inancın değiştirilmesi çalışmaları sonucu danışanım kilo vermeye başladı, sonrasında da verdiği kiloları almadı.

Geçmişimizde oluşturduğumuz çekirdek inançlarımız yaşantımızın sonraki kısımlarında kendimizle ilgili yargılarımızı belirliyor, yapabileceklerimizi ya da yapamayacaklarımızı da. “Benim matematiğe kafam basmaz çünkü ben bir kızım.” “Ben ev işlerinden anlamam çünkü erkeğim.” “İyi araba kullanamam çünkü bir kadınım.” “Çocuğun altını alamam çünkü erkeğim.” “Topluluk karşısında konuşamam çünkü biraz pısırığım.” Örnekler çoğaltılabilir. Kişinin kendisine ilişkin yargılarının temelinde çoğu kez çekirdek inançları yatar. Oysa bugün, o gün değildir. Geçmişteki bir başarısızlık şimdi de başarısız olacağımızın garantisi değildir.

Şimdi çekirdek inançlarımızla yüzleşme zamanı. Nelerden hiç denemeden tamamen vazgeçiyoruz? Neleri kendimize yasaklıyoruz? Bir kez daha düşünelim.

Gelin hep birlikte NLP sloganını bir kez daha söyleyelim, hem de yüksek sesle:

BAŞKASI YAPABİLİYORSA BEN DE YAPABİLİRİM!

Ücretsiz bilgi almanız için sizi arayalım!